AİLE İÇİ İLETİŞİM VE YAŞAM BECERİLERİ

ÇOCUĞUMUZA NASIL OLUMLU DAVRANIŞ KAZANDIRABİLİRİZ?

Bu sorudan önce cevaplanması gereken en temel soru şudur; Anne baba olarak çocuğunuzu gerçekten tanıyor musunuz? Çocuğunuzun en sevdiği 6 özelliği ve beğenmediği 6 özelliği yazabilir misiniz? Aynı şekilde eşinizin de çocuğunuzla ilgili bu özellikleri yazmasını isteyin, daha sonra bu yazdıklarınızı karşılaştırın. Büyük olasılıkla sonuçlar birbirinden farklı çıkacaktır. Çünkü çocuğunuz, aslında tamamlanmış bir kişiliğe sahip değil ve çevresinde olup bitenlere göre strateji geliştirip, kimlik kazanmaya çalışıyor. Buna göre, aslında hiçbir çocuk iyi, uysal, akıllı çocuk ya da kötü, haylaz, yaramaz çocuk değildir. Onlara bu tanımları yapıştıran biz büyükleriz.

Büyüklerin istediklerini yapan bir çocuk “iyi çocuk” olarak tanımlanırken, büyüklerin istediklerini yapmayan çocuk “yaramaz çocuk” olarak nitelendiriliyor. Bütün bu tanımlamaları bir kenara bırakıp çocuklarımızın sadece çocuk olduklarını hatırlamak ve onlara çocukluklarını yaşayabilecekleri bir aile ortamı sunmak gerekiyor. Bunu nasıl yapacağız? Cevap çok basit; Çocuğunuzu iyi tanırsanız,  onun zayıf yanlarını ve güçlü yönlerini bilirseniz onu koşulsuz kabul etmiş olursunuz. Onu eleştirmek yerine ona destek olarak kişiliğinin sağlıklı gelişmesine katkıda bulunabilirsiniz.

Çocuklar iyi ve kötü özelliklerle dünyaya gelmezler, ancak hayatta iyiyi ve kötüyü öğrenmek zorundadırlar. Bu süreçte hata yapabilirler ve istenmeyen davranışlar sergileyebilirler. Çocuklarda istenmeyen davranışlar yerine olumlu davranış geliştirmek için neler yapmak gerekir?

Öncelikle evin kaptanı sizsiniz. Çocuklar hayatta ilerlerken ne yaptığını bilen, nereye gideceğini bilen, sakince direksiyonu elinde tutan anne babalarla kendini güvende hisseder.  Net, tutarlı ve sakin  bir aile ortamında mutlu ve başarılı olurlar.

En önemli adım; sakin bir ebeveyn olmaktır. Olaylar karşısında sakin bir şekilde çocuğunuzu dinleyebilmek, onun durumlar karşısında duygularını anlamaya çalışmak yapılabilecek en sağduyulu yaklaşımdır.

Parka gitmek için ağlayan çocuğunuzu o anda parka götüremeyeceksiniz nasıl yaklaşabilirsiniz?

İlk tepkiniz hayır olmamalı. Olayı çocuk açısından düşünüp, olayın nedenini ve çocuğun ne hissettiğini anlamaya çalışmak bu konuda kriz olmasını engelleyecektir.  Çocuklarda her davranışın geçerli bir nedeni olmayabilir. Eğer çocuğun davranışının nedeni anlaşılırsa çözüme rahatlıkla ulaşılabilir. Parkta arkadaşını gördüğü için gitmek isteyebilir. Sadece “Parka gitmek istiyorsun” diyerek onu dinlediğinizi göstermeniz ve o an ne hissettiğini adlandırmasına yardımcı olmanız sizin de sakin kalmanızı sağlayacaktır. “Parka gitmediğin için üzgünsün.” Sonraki aşamada; “Çok üzgün olduğunu görebiliyorum. Ben senin yanındayım, bana sarılabilirsin.”   diyerek onu desteklemiş olursunuz. “Evde oyuncaklarınla oynamak ya da bahçede top onamak ister misin?”  diyerek seçenek sunabilir yeni alternatifler düşünmesini sağlayabilirsiniz.

Çocuklarla iletişimde konferans vermeden,emir vermeden, yargılamadan, öğüt vermeden, kısa ve net şekilde konuşmak gerekir. “Dişlerini fırçalar mısın!”, “Yardımına ihtiyacım var.” “Oyuncaklarını toplar mısın” vb.

Anne baba olarak KURAL KOYMAK gerekir. Çocuğunuzun mutluluğunu ve başarısını istiyorsanız, bazı isteklerine “hayır” diyebilmeli ve uyması gereken kuralları öğretmelisiniz. Çocukların tüm isteklerini bekletmeksizin yerine getirmek doğru değildir. Beklemeyi ve beklemenin gerilimi ile baş etmelerini öğrenmelerine fırsat vermek gerekir. Çocukların beklentilerinin “İSTEK” mi “İHTİYAÇ” mı olduğunu anlatmak çok önemlidir. Bir çok ayakkabısı olan bir çocuk için yeni bir ayakkabı alınması istektir. Ayakkabısı yırtılmış olan bir çocuk için yeni  ayakkabı ihtiyaçtır.

Çocuğunuzun ağlama, öfke nöbetleri karşısında pes ederek isteklerini yerine getirdiğinizde çocuğunuza ağlayarak her istediğini elde edebileceğini öğretmiş mızmız bir çocuk yaratmış olursunuz. Her istek ya da ihtiyacın yerine getirilemeyeceğini, ihtiyaçların da önceliklerine göre yerine getirilebileceğini göstermek gerekir.

Çocuğa olumlu davranış geliştirmek isteyen anne baba TUTARLI OLMAK zorundadır. Belli bir davranış zaman zaman hoş görülürken bazen de aynı davranış yüzünden tepki alması çocuğun zihninde karmaşa yaratır, ne yapacağını bilemez. Aynı şekilde anne baba kendi aralarında da davranış karşısında net ve kararlı olmalı, ancak bu şekilde tutarlılık sağlanabilir. Çocuğun kardeşine vurmasına anne tepki gösterirken babanın tepki göstermemesi ya da misafirlikte buna tepki gösterirken evde tepki olmaması tutarsızlık olur. Kural her yerde ve anne baba arasında geçerli olursa tutarlı davranış olur.

Ceza yerine TEŞVİK ve TAKDİR davranış kazandırmada en etkili yollardandır. Bu çocuğu ödüllere boğmak demek değildir. Aslında ödül cezanın şekil değiştirmiş halidir. Ödül yerine, çocuğa sorumluluk kazandırmak ve motive etmek (olumlu davranışlarını görmek, teşekkür etmek, beğenmek vb.) çok daha sağlıklı bir yoldur. Bunun için kurallar karşısında tehdit ve ödül yerine biraz önce bahsettiğim şekilde problemi anlamak ve çözmek daha kalıcı davranış geliştirecektir. Çocuğun durum karşısında duygularını ve nedenini anlamamıza rağmen problem çözülemiyorsa davranışın bedeli olmalıdır. Bedel bir sonuçtur ceza değildir. Dersine çalışmayan bir öğrenci sınavından zayıf not alır bu çalışmamasının bir sonucudur. Soğuk bir şeyler yemeye hassasiyeti olan bir çocuk dondurma yediğinde hasta olacaktır bu da acı bir sonuçtur. Kardeşiyle kavga eden bir çocuk, sakinleşene kadar kardeşiyle oyun oynayamaz bu da farklı bir bedeldir.

Eğer çocuk size vuruyor, tekmeliyorsa sakın sizde benzer acıyı hissetsin diye aynı şekilde karşılık vermeyin. Çocuğun kendisine ve etrafına zarar vermesini engelleyecek şekilde sakinleşmesini beklemek, ona sarılmak, ortamdan uzaklaştırmak yararlı olacaktır.

 Çocuğa dayak atmak çocuğa acı hissettiren ve etkisi çok kısa tehlikeli bir tutumdur. Kuralcı olmak agresif olmayı gerektirmez. Gereğinden fazla da yumuşak olmamak da önemlidir.

Çocuklarda olumlu davranışlar geliştirmek için olumlu ebeveynlik (anne-baba) yapmak gerekir. Çocuklar bizim söylediklerimizi değil, bizden gördüklerini yaparlar. Yalan söylemesini istemiyorsak, önce bizim yalan söylemememiz gerekir. Küfür etmesini istemiyorsak önce bizim bunu hayatımızdan çıkarmamız (küfür yerine çok kızgınım denilebilir), öfkeyi sakince yöneterek model olmamız gerekir.

Evde olumlu bir ortam yaratın. Ailenize zaman ayırın, aile bağlarını güçlendirin, çünkü aile bağları ömür boyu sürer.

 Çocuklarınızla beraber vakit geçirin, onlarla oyun oynayın, bu size de iyi gelecek.

            Evinize “seni seviyorum, neşe, kahkaha, gıdıklama, espri, teşekkür ederim, yapabilir misin?, bravo, özür dilerim, haklısın gibi sihirli dokunuşların girmesine izin verin.

SEHİR HİLOOĞLU

Uzm. Psikolojik Danışman/Psikoterapist